Müdara ne anlama gelir ?

Ilayda

New member
Müdara: Bir Çatışma ve Barışın Hikâyesi

Giriş: Hikâyemi Paylaşırken

Bir zamanlar, çok uzak olmayan bir geçmişte, bir köyde iki ailenin üyeleri arasında geçen bir tartışma vardı. O zamanlar bir kelimeye takılıp kalmıştım. O kelime, aile büyüklerinin sürekli kullandığı, ancak tam olarak ne anlama geldiğini anlamadığım bir kelimeydi: Müdara. Defalarca duydum, ancak ne demek olduğunu öğrenmeden öylece geçip gittim. Bugün, bu kelimeyi anlamak için yazmaya karar verdim. Çünkü bazen, bir kelime bile bir toplumun ruhunu anlamamıza yardımcı olabilir.

Çatışmanın Başlangıcı

Bir gün, köyün meydanında, iki aile arasında büyük bir tartışma patlak verdi. Her şey, sadece bir yanlış anlamadan kaynaklanıyordu. Aslında her şeyin temeli, bir dağcı olan Zeynep'in, diğer ailenin evinin önündeki yoldan geçerken, taşıdığı malzemelerle bir araçla çarpışmasıyla başladı. Araba, Zeynep’in yükünü düşürdü, malzemeler dağılmaya başladı ve işte tam o anda başlayan büyük kargaşa…

Zeynep’in babası olan Mehmet Bey, bir erkek olarak hemen çözüm odaklı hareket etmeye karar verdi. Aileler arasındaki sorun büyümeden halledilmeliydi. Hemen bir toplantı düzenleyerek, herkesin sesini duyurabileceği bir ortam yaratmak istedi.

Fakat, Zeynep’in annesi Emine Hanım bu durumu farklı algıladı. O, çatışmayı sadece çözmeye çalışmak değil, her iki tarafın da hislerini anlamak gerektiğini düşünüyordu. “Buna müdara denir,” dedi Emine Hanım, derin bir nefes alarak. Müdara, karşıt görüşleri dinleyip uzlaşıya varmak, ancak kalpleri de kırmadan ve ilişkileri zedelemeden ilerlemek demekti.

İşte, burada Zeynep’in annesi ile babasının yaklaşım farkı ortaya çıkmıştı: Mehmet Bey'in stratejik, çözüm odaklı tavrı ve Emine Hanım’ın empatiden kaynaklanan ilişkisel yaklaşımı. Birinin bakış açısı olayın yüzeyini çözmeye yönelikken, diğerinin bakış açısı, duygusal anlamda denge kurmayı amaçlıyordu.

Tarihi ve Toplumsal Bir Bağlantı

Müdara, tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanır. Osmanlı’da toplumsal ilişkiler ve çatışmaların çözülmesi adına kullanılan bir terimdir. Bireysel ya da toplumsal anlaşmazlıkları çözmek için sadece hukuk ve kanunlar değil, aynı zamanda anlayış ve gönül alışverişi de önem taşırdı. Bu, toplumun yapısal olarak adaletli ve dengeli olmasına da katkı sağlardı.

Emine Hanım, bu terimi eski köydeki bir öğretmenden duyduğunda, o anki durumu bu şekilde tanımlamıştı. Çünkü müdara sadece çözüm bulmakla bitmiyordu. Aynı zamanda, ilişkilerin onarılması, kırgınlıkların giderilmesi ve tarafların birbirine olan güveninin yeniden tesis edilmesi gerekiyordu. Bu, sadece anlaşmazlığın çözülmesi değil, ruhsal bir iyileşme süreciydi.

Kadın ve Erkek Bakış Açıları: Duygusal ve Stratejik Yönler

Hikâyede Zeynep’in annesi ve babası arasındaki bakış açısı farkı dikkat çekici. Erkekler, çoğunlukla çözüm odaklı, pratik ve hızlıca sonuca ulaşmayı tercih ederken, kadınlar ilişkileri merkeze alarak daha uzun vadeli ve duygusal bir perspektiften bakma eğilimindedir.

Mehmet Bey’in çözüm odaklı yaklaşımının arkasında toplumsal olarak erkeklerin daha çok bu tarz “pratik” davranışlarla tanınması yatıyor olabilir. O, sorunları hızlıca çözmek ve aileyi rahatlatmak istiyordu. Ancak bu yaklaşım bazen sorunların duygusal yönünü göz ardı edebilir.

Emine Hanım ise olayları daha derinlemesine incelemeyi, her bir insanın hislerini anlamayı ve yalnızca çözüm değil, herkesin iç huzurunu da gözetmeyi tercih etti. Zeynep’in annesinin bu yaklaşımı, kadının toplumsal olarak da genellikle daha empatik bir rolde görülmesinden kaynaklanıyordu. Bu iki bakış açısı da önemliydi.

Günümüzde hala kadın ve erkeklerin çatışma çözme tarzları arasında büyük farklılıklar vardır. Erkekler genellikle pragmatik ve çözüm odaklı yaklaşırken, kadınlar daha fazla ilişkisel bağları ve duygusal sonuçları düşünürler. Bu, toplumsal rollerin, tarihsel geçmişin ve kültürel yapıların bir yansımasıdır.

Sonuç: Müdara Ne Anlama Geliyor?

Zeynep’in ailesinin yaşadığı bu olay, aslında günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız, farklı bakış açılarıyla ele alınması gereken bir durumu temsil ediyor. Müdara, sadece anlaşmazlıkları çözmekle kalmaz, aynı zamanda toplumda anlayış, hoşgörü ve duygusal iyileşme yaratır.

Bu hikâyeden çıkarabileceğimiz önemli dersler var: Bir anlaşmazlık yaşandığında, sadece çözüm değil, çözümün nasıl gerçekleştiği de önemlidir. Çatışmalarda denge kurmak, tarafların hislerini ve birbirlerine duyduğu saygıyı göz önünde bulundurmak, gerçek bir uzlaşıya ulaşmanın en önemli yollarından biridir.

Bir soruyla bitireyim: Gerçekten çözüm odaklı olmak, sadece bir tarafın bakış açısını dikkate almak mı demektir, yoksa her iki tarafın da duygusal ve toplumsal yönlerini anlamak mı? Müdara, sadece bir kelime mi, yoksa hayatın ta kendisi mi?